Ana Sayfa
Köy Tel. rehberi
Köyden Resimler
Video Görüntüleri
Köyümüz Sakinleri
Komşu Köylerimiz
Aile Soy Ağaçları
Divriği Haritası
FORUM
OLUKMAN RADYO
Vefat Eden Köylülerimiz
Olukman Köy Derneği
Yazarlar
Şiirler
Ziyaretçi Defteri
İletişim
HASEL ELEKTRİK
Sanayi ve Ticaret Ltd.Şti.
Sanayi Cad. Musa Alsan İş Hanı
No: 19/5 Ulus/ANKARA
Tel : 0(312)3126970
***
**
*
TÜRKÜ DOSTLARI DERNEĞİ
Murtaza & Yusuf BUZLU
Bayındır 1 Sokak No: 11/4
Kızılay/ANKARA
Tel : 0(312)4351223
***
**
*
GENÇ EMEK DAĞITIM
Kemal KALE
Mazlum HOŞAFÇI
Mansur Kale
Tel: 0(312)3114137
***
**
*
ATA DERSANESİ
Tolga ERDOĞDU
0(312)4258660
0 532 600 42 94
***
**
*




SAMANCI DERESİ KÖYLERİ'NDE GELENEK VE GÖRENEKLER

Divriği'nin köyleri değişik yöre adları ile anılırlar.Bizim yöreye de Samancı Deresi Köyleri(Anzahar- Eğrisu , Olukman, Türünk- Çukuröz, Üçpınar, Hapa, Paynik,Karsı, Eliski, Şigi, Timisi , Gödeş, Gahnıd , Kırkıdı , Komak) adı verilmiştir. Gerçi Divriği Köyleri arasında gelenekler ve görenekler bakımından fazlaca farklılıklar olmamakla birlikte ufak tefek farklılıkların da olduğu gözlemlenebilir.

Samancı dersi köylerinde mevsimlik olarak yapılan çoğu işler, imece usulü yapılırdı. Mayıs ayında tezek yapma imece usulü ile yapılırdı. Tezek yapılacağı gün, çağırmaya bile gerek duyulmadan insanlar o gün gelir ve komşunun tezeği yapılır, el birliği ile güle oynaya imece gerçekleştirilirdi. Ancak o güne has da yemekler yapılırdı. Çoğunlukla da yeşil fasulyeli bulgur pilavı, tirit, kuru fasulye, yoğurtlu köfte imeceye katılanlarca topluca yenen yemeklerdi.

Köylerimizin arazileri genellikle engebeli arazilerdir. Eskiden köylerimizde traktör ve benzeri araçlar olmadığından, çay kenarlarına ve dere yamaçlarına dikilmiş selvi ağaçları (ok) da köyün gençlerinin imecesi ile zor koşullarda ipler takılarak güle oynaya şaka muhabbetle taşınır. İş bitiminde ev sahibi gücüne göre ya bir toklu keser ya da bir tavuk; yanına da birkaç büyük şişe rakı koyar, sazlı sözlü muhabbetler yaşanırdı

Yöremizde çoğunlukla tarımsal üretim olarak arpa, buğday, mercimek vb ürünler yetiştirilirdi.Tabi ki arazi koşulları nedeni ile bu ürünler orak ile biçilirdi. Tarlalarda birbirine yakın ırgatlar, öğlen yemeklerini birlikte yerlerdi.Pek hissettirilmese de aslında ırgatlar arasında tatlı bir rekabet de yaşanırdı. Tarlayı biz önce bitirdik ya da onlar önce bitirdi.Ancak öyle asil ve yüce bir davranış da sergilenirdi ki kendi ekin tarlasının biçimini bitiren komşu en yakındaki komşusuna yardıma giderdi. Komşusunun ekini de biçilir ve bitirilirdi.Tabi o güneşin altında Çamşıhı yöresi türküleri ile Arguvan yöresi türküleri söylenirdi .

Yöremizdeki düğün edetleri aslında başlı başına bir yazı konusu olabilecek renklilikte ve güzellikte olurdu .Düğünler genellikle haziran ayına yani hasat mevsimine başlamadan yapılırdı. Az olmakla birlikte hasat mevsiminin bitimi olan eylül ve ekim aylarında da yapılırdı. Düğünler eğer köy içi evlilik ise iki gün, başka bir köyden gelin alınmış ise üç gün sürerdi. Düğün sahibi düğün gününe karar verildikten sonra öncelikle ölüsü olanlara baş sağlığı ziyaretnde bulunur yakınlara baş sağlığı dilerdi. Bu sadece bulunulan köy için değil, çevre köylerde de ölüsü olanlara gidilir baş sağlığı dilenirdi. Düğüne davet ise okuyuntu adı verilen davet şekliyle yapılırdı.Genellikle de o köyün yoksullarından biri belirlenir çevre köylere okuyuntu dağıtırdı. Bu davet usulünde de bir takım hususlar vardı. Düğün sahibi kendisine yakın gördüğü kişilere yakınlık dercesine göre okuyuntu gönderirdi. Bu hediyeler ya iki kesme şeker, ya bir elma vb şekilde olurdu.Çam sakızı çoban armağanı cinsinden.

Düğün günü yaklaştıkça herkesi özellikle de gençleri bir heyecan sarardı.Delikanlılar düğünde giyecekleri elbiseleri hazırlarlar, genç kızlar, dünürşü elbiselerini sandıklarından çıkarırlardı.Tabi herkesin gönlünde bir aslan yatar derler ya genç kızlar bir kısmetinin çıkacağı ,delikanlılar da beğeneceği bir kızın hayalini kurmaya başlarlardı.Aslında her düğün bir sonraki düğünün de hazırlayıcısı olurdu.

Davet edilenler de düğüne elleri boş gelmezdi.Gelen konuklar düğün sahibine yakınlık derecelerine göre çam sakızı çoban armağanı hediyeler getirirlerdi. En büyük hediye (saçı ) bir oğlak ya da bir kuzu, düğün sahibine hediye olarak getirilirdi. Diğer komşular da geleneklere uygun bir şekilde ufak tefek hediyeler getirirlerdi.Şimdiki gibi para kullanılmazdı

Köylerimizde dini bayramlarda da belli gelenekler söz konusuydu. Bayramın birinci günü sabah erkenden evin büyükleri köyde ocak (dede) var ise öncelikle o ev ziyaret edilir hayır dualar alındıktan sonra mezarlığa gidilir, mezarler ziyaret edilirdi. Daha sonra ev halkıyla bayramlaşıldıktan sonra komşulara bayramlaşmaya gidilir. Sonra da topluca mezarlığa gidilir, kuran okutulurdu. Kuran okunması bittikten sonra mezarlığa getirilen yiyecekler : kömbe, un helvası, varsa söğüş (et) şekerler dağıtılır ve bu yiyecekler hep birlikte yenirdi.Eğer bayram, hasat mevsimine rastlamış ise sadece bir gün bayram yapılır ertesi gün herkes işine giderdi.

Hasat mevsimi bittikten sonra yavaş yavaş tarlalardan çekilip kışa hazırlıklar yapılırdı. Koç katımı mevsimi dediğimiz güzün, koçlar renga renk boyalarla boyanur sürüye katılırdı. Tabii çobana da berciler tarafından hediyeler vermek (havlu,mendil, çorap vb) ihmal edilmezdi.

Kış mevsimi geldiğinde hayvanların kışlık alafı yeterliyse, ev halkının kışlık yiyeceği de yeterliyse o kış sizden mutlusu olmaz. Kışın da gelenek ve görenekler yaşanmaya devam ederdi. Dedeler,genellikle kış mevsiminde taliplerini ziyaret eder, taliplerinin halını hatırını sorar, görgü cemi yapılırdı.Görgü cemi geleneği, köyden kente göçün başlaması ile yapılmamaya başlanmıştı. (!960'lı yıllardan sonra) Daha sonra dedeler yine gelmiştir Abdal Musa yemeği, dedenin geldiği dönemde yapılırdı. Yemek yendiği günün akşamında da köyün en geniş evinde cem yapılırdı. Ancak büyüklerimiz görgü cemi törenlerini üç ay kadar sürdüğünü söylerlerdi.Bu cemlerde 12 hizmet yerine getirilir. Dargınlar barıştırılıt, talipler arasındaki anlaşmazlıklar dedenin gözetiminde cemaatın huzurunda halledilir. Sorunlar dostça, birlik ve beraberlik içinde halledilirdi.

Dini geleneklerin başında Muharrem orucu gelirdi. Muharrem ayında çoğunlukla herkes oruç tutardı. Kimseye niye oruç turmuyorsun denmez herkes gönüllü orucunu tutardı. Muharrem ayında her akşam sıra ile bir evde toplanılır. Kitap okunur,Kerbela şehitleri anılırdı. Bu ayda Aşure yapılır, herkes sabah erkenden gidip akşamdan pişirilmiş ve sabaha kadar soğutulmuş aşureyi yerdi.

Karın yoğun yağdığı günlerde keklik avına çıkılır her tepeden bir ses gelirdi. Geldi haaaaa denilerek kekliğin geldiği karşı tepedekine duyurulur. Özellikle de sulu karın yağdığı günlerde av kısmeti bol olurdu. Eğer o gün ava gidilmemişse hava da güzelse sabah kahvaltısından sonra yapılacak iki etkinlik olurdu. Ya evlerde birkaç kişi bir araya gelir, altı kol,pişti gibi kağıt oyunları, ve domine oyunu, sıcak sobaların başında oynanırdı, ya da köyün merkezi yerlerinde, bu bir dambaşı olabilir ya da bir konağın dibinde, gruplar halinde aşık oynanırdı.Uzun kış gecelerinde şimdi köy seyirlik oyunları dediğimiz kış yarısı etkinlikleri yapılırdı

Sevgili okuycular, zaman zaman tatsız denebilecek kavgalar da olmaz değildi. Ancak bu kavgalar o kadar basit nedenlere dayanırdı ki insan şimdi geriye dönüp baktığında gülesi geliyor. Kavgaların nedenleri olarak sıralayabileceğimiz şeyler : tarlanın sınırını geçme, hayvanların ekili alanlara zararı, köpeklerin boğuşması, tarladan suyun kesilmesi vb aslında konuşularak halledilebilecek basit şeylerden kavgalar çıkardı. Ancak takdir edilecek bir hususu da belirtmek isterim ki Samancı Deresi Köyleri dediğimiz yörede kesinlikle kan düşmemiş ,cana kıyılmamış; hırs gelir göz kararır,hırs gider yüz kararır anlayışı her zaman hakim olmuş bu tür olumsuzluklar sağduyulu bir şekilde halledilmiştir.Eğitim düzeyinin ilkokul seviyesinde bile olmadığı o yıllarda her zaman sağduyu hakim olmuştur. Tabi bu durumda etkili faktör, büyüklere saygı önemliydi. Ailenin büyüğü ya da köyün ileri gelen büyükleri durma müdahale ettiğinde akan sular durulur.Mertçe kavgalar bitirilirdi.

Sevgili okuycular söz gider yazı kalır. Yukarıda anlattığım sosyal ve kültürel yaşam bugün ne yazık ki o yörede yaşanmamakta. Köyden kente göç sonucunda köylerimiz boşaldı. Bu gelenklerin hemen hemen hepsi unutulmaya yüz tuttu. Aslında içerisinde ders kitaplarına konu olabilecek ve insanlığa ders niteliği taşıyabilecek çok sayıda sosyolojik olguları taşıyan bu güzelliklerin kaybolması çok acı. İstesek de yaşatamayacağımız bu güzellikleri gelecek kuşaklara yazılı ve görsel iletişim araçlarıyla aktarmak gerektiği düşüncesinden hareketle bu yazıyı kaleme aldım. Umarım kültürel değerlerimize duyarlı insanlar yörelerimizin bu güzelliklerinden sinema filmleri, tiyatro oyunları, belgeseller çıkarırlar. Yeterki istensin. Divriği yöresi bu anlamda çok verimli ve bakirdir.

AHMET KAHRAMAN





ANKARA

Köy Muhtarlığı
Selahattin YILDIRIM
0(346)4254061
0 536 8972321
Olukman Köy Derneği Başkan
Nurullah ÜNSAL
0 532 6454716
0(312)3126970
Web Sitemiz Hakkındaki Önerileriniz İçin
olukman@olukman.com